Fethiye'nin Fetöcüleri
Yusuf Ziya Hıra

Fethiye'nin Fetöcüleri

Bu içerik 1236 kez okundu.

Ülkeyi parçalamak, insanını birbiriyle kırdırmak, dış mihrakların amacına uygun çalışmak, kendi bünyesinde yetiştirdiği her iki kişiden birini Emperyal devletlerin gizli servislerinin personeli yapmak, Milli ordusunu çökertmek, yargı sistemini dağıtmak, Milli Emniyetini yok etmek, devleti devlet yapan kurumlarını ele geçirmek ve daha neler neler.

Allah, Kuran, Peygamber diyerek çıkılan yolda gelinen noktaya bakın. Herkes perişan, aileler darmadağın. Kimin fetöcü, kimin karşıt olduğu belli değil. Fetöyle iş tutanlar, makam ve mevkisini sağlamlaştıranlar, himmet adı altında milyonları götürenler dışarıda varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar.

Dün Fetöcülerle iş tutanlar bugün fetöcülere lanet okuyorlar. Bu nasıl iştir anlamadım. Eğer bir davaya inanıyorsan sonunda ölümde olsa sahip çıkacaksın. Eğer inandığın dava ihanet eden bir yapıya büründüyse, onu da alıp yerden yere vuracaksın. Böyle mi oluyor? Hayır. Bu örgütle içli dışlı olanlar hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam ediyorlar. İhanet şebekesinin elamanı olanların henüz kafası berraklaşmamış. Yaşanan darbe girişiminin gerçek mi, film mi olduğuna henüz kanaat getirememişler. Ortada onlarca şehit ve gazi olmasa, bu kurtlar vadisi dizisinden alınmış bir bölüm diyecekler. İşin daha acı tarafı olanı ise, bu ülkeyi ele geçirmeye çalışan FETÖ ve  PDY adıyla (PARELEL DEVLET YAPILANMASI) bilinen bu yapının nasıl sonlandırılacağı hala meçhul.  İşin en acı tarafı ise yaşadığımız beldede ben bu yapılanmaya yıllarımı verdim, toplum yararına çalışan bir yapılanma olarak biliyordum, ama bunlar bir ihanet şebekesiymiş, yazıklar olsun size verdiğim emeklere diyeni hiç duydunuz mu? Ben duymadım. Darbe gerçekleşseydi bizim Humeyni çoktan iş başına gelmiş ve İran’a çoktan savaş ilan etmiştik. Küresel emperyalizmin en büyük hedefi de Sünni- Şii savaşıydı. Şimdilik ötelendi. Sebebi; darbe yarım kaldı.

Biz şimdi gelelim kendi bölgemize;

Bilinen bütün gerçekler ortadayken toplumun sivil kuruluşları ne yapıyor? Siyasi partilerin yerel temsilcilerinden çıt var mı? Sivil toplum kuruluşları, odalar, kooperatifler, derneklerden haber var mı? Yaşasın tam bağımsız Türkiye demek için sessiz kalmak yeterli mi? Bu oyunun bozulması gerekir, aksi takdirde sonbahar yaprakları gibi bir yerden bir yere savrulacağız. Etrafımızda dönen oyunlara, komşularımızın başına gelenlere bakarak bunlardan bir şeyler çıkarmalıyız. Yıkım projesine karşı çıkmazsak molozların altında kalacağız haberiniz olsun.

Bir toplum korktuğu için ölünceye kadar susar mı? Ne oldu böyle, niçin kimse gıkını çıkarmıyor? Şu koskoca ilçede bunları söyleyen ya da yazan benden başka kimse çıkmayacak mı? Vatan topraklarına böyle mi sahip çıkacağız?

4Yıl yazı yazmaya ara verdim artık birileri çıksın konuşsun diye, yemin ediyorum koskoca ilçede kimseciklerden tık yok helal olsun. Ne oldu bizim insanımıza? “Yanlışa yanlış, doğruya doğru” diyen mukaddes insanımıza. Hepiniz mi öldünüz. Neyden korkuyorsunuz? Bu ülkenin Genel Kurmay Başkanını bile terör örgütüne üye olmaktan diyerek hapislere gönderdiler. O koskoca adamlar bile söylemeleri gerekeni söylemekten korkmadılar, bizler niye korkuyoruz?

Şimdi dik durma zamanı. Bu ülkeye sahip çıkacaksak, üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Vatan’a sahip çıkmak hepimizin görevi. Fetöcüler bu ülkeyi yakmayı yıkmayı planlarken kormadılar, biz savunurken mi korkacağız.

Artık bunların emrinde devlete yerleştirdikleri kumpasçılar kalmadı. Bunları aklayacak fetöcü yargıçlarda yok. Biz pisliği buluyorduk, fetöcü hakimler ve savcılar bunları aklıyordu. Sonrada çıkıyorlardı basının önüne Şeriat’ın kestiği parmak acımaz, işte yüksek mahkemenin verdiği karar diyerek caka satıyorlardı hatırlıyormusunuz. Bunları yeniden yazacağız. Bunların dosyalarını temizleyenleri yeniden gündeme getireceğiz.  Bundan sonra yapamayacaklar.

Bir toplum iyi niyetlerle başlayan bir harekete katkı verebilir bu çok doğaldır. İşin içinde okullar var, yurtlar üniversiteler var diyerek bir ucundan da ben tutayım diyebilirsin. İçinde bulunduğun yapı hizmet hareketi diye düşünürken vatana ihanet noktasına geldiyse, o zamanda buna doğal olarak karşı çıkarsın. Ben Fethiye’de maalesef bunu göremedim. Hainliğe ses çıkartmamak o ihanete ortak olmak demektir.

Fethiye’de her şey gözümüzün önünde cereyan ediyordu. Olan biten her şeyi görüyorduk. Birileri inanılmaz derecede zenginleşirken, zavallı inananlarda himmet diye bu terör estirenlere, ülkeyi bölüp parçalamak isteyenlere  kaynak aktarmaya çalışıyordu. Şimdi bir şeyi iyi bilmekte yarar var; Vatana ihanet edenlere; siz yanlış yaptınız diyecek insanlar olmazsa, bu ülke parçalanır gider haberiniz olsun. Ya bu lanetten kurtulacağız, ya da yok olup gideceğiz. ABD ve AB nin bizi yıkmak için oynadıkları bu kanlı oyuna alet olmayacaksak içimizdeki ihanet şebekesine karşı sesimizi yükselteceğiz. Korkmayın ve ayağa kalkın. Ya dizlerimizin üzerine çökertiliriz, ya da sürüngenler gibi yerlerde sürünmeye devam ederiz. TERCİH SİZİN.