Efendisi Olmayan Kadınlar
Işık Taban

Efendisi Olmayan Kadınlar

Bu içerik 310 kez okundu.

Zor olan KADIN olmak değil BİREY olmak bu ülkede.

Yoksa; EFENDİSİ OLAN KADINLAR çok da rahat ediyorlar.

Sığınacak zengin bir koca’nın servetinin rahatlığını, Etkili bir Siyasi’nin güvenli kanatlarının altını, Bir Muktedir Yetkili’nin himayesini ya da bir Cemaat Şeyhi’nin cübbesinin eteklerini bulup sığınanlar için bir sorun yok bu ülkede, çok da rahat yaşıyorlar.

Şehir içinde gezdiğiniz dört çeker arabanızın yüksekliğinden insanlara bakmanın tuhaf bir zevki vardır belki, ya da siyasete heves etmişseniz Etkili bir Siyasi’nin dostluğu ile seçilecek sıralardan istediğiniz temsil konumuna da gelebilirsiniz, Seçilmiş- Atanmış bir büyüğünüzün veya “ abi “ niz varsa iş de bulursunuz, ihale de alırsınız, bir Cemaat Şeyhi’nin manevi iklimine sığındıysanız hem dünyalığınızı yaparsınız hemde ahretliğinizi.

Bu ülkede işi zor olanlar EFENDİSİ OLMAYAN KADINLAR;

Evinde ya da işinde emeği ile didinen, ayakta kalmaya çalışan kadınlar, Efendilerin egemenliğine biat etmeyip onların izin verdiğinden fazlasını bilen, öğrenen, araştıran, konuşan, toplumu aydınlatmaya çalışan kadınlar.

Söyleyecek sözü olan, esirgemeyen, eyvallahı olmayan kadınlar.

Sadece kadın değil birey olma iddası ile mücadele eden “ Herkes haddini bilecek” efelenmelerine kafa tutan sınırsız kadınlar.

Erkek egemen toplum; Alışkın değil böyle kadınlara, uygun gördüğü kadarıyla yetinen, fazlasına dair bir talebi olmayan, eleştirmeyen, sormayan, sorgulamayan kadınlar makbul kadınlar.

Ancak, bu toplumu silkeleyip uyandıracak olanlar kurulu düzenin efendileri’nin arızalı diye yaftaladığı, sınırsız kadınlardır.

Yerel Yönetimlerde  %2 iyle, TBMM de %14,9 la temsil edilen kadınların Söz ve Karar mekanizmalarında ki sayısal artışları kadar temsil konumlarıda sorgulanmalıdır.

Seçilmiş olsalar bile belediye meclislerinde “ İmar-Emlak” İşleriyle ilgili komisyonlara erkekler tercih edilirken, %2 ler ve %14,9 lar ancak “ Diğer işler ve Yönetmelikler Komisyonlarında “ yer bulabiliyorlar.

EFENDİSİ OLMAYAN KADINLARSA Söz ve Karar mekanizmalarında zaten hiç yer bulamıyorlar.

Oysa; Cumhuriyetin kazanımlarını koruma mücadelesinin en yürekli savunucuları olarak ve Siyaseti de finanse eden “ Kamudan beslemeli” kurulu düzeni, Hakça ve Adil bir düzene çevirme ihtimalinin savaşımı için sınırlarına razı olmayan kadınlara bu günlerde her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

2016 Yılında sahnelenen ; Ali Murat İrat’ın yazıp yönettiği EFENDİSİ OLMAYAN KADINLAR adlı gösteri bu duruma dikkat çekiyordu; Tayfun Talipoğlu ve Mustafa Özarslan şiirlerin ve türkülerin izlerini sürerek “ Resmi tarihin yok saydığı kadınları” anlatıyorlar, bu ülkenin %49,5 i olan kadınların tarihi sorumluluklarını hatırlatıyorlardı.

Yani; Zengin bir kocaya, etkili bir siyasiye, muktedir bir yetkiliye, cemaatci bir hami’ye sığınmadan, icazet almadan, bir efendiye biat etmeden BİREY olma mücadelesi vermiş kadınlar anlatılıyorlardı.

Aslına bakarsanız; Efendisi olmayan kadınların, “ Eşitlikçi ve Adil “ yaşam iddiaları sol söylemin ta kendisidir ama sol’da Efendisi olmayan kadınları istemiyor, Efendi olarak kabul edilenlerin yolunu açık tutacak, kurulu düzene çomak sokma ihtimali olmayanlar seçiliyor ve sözde kadın kotaları dolduruluyor.

Siyaset; İddialı, Hırslı ve İlkeli olmadan Hiçbir partiyi iktidara taşımaz.

Efendilerin kirli ittifakları ile mücadele etmeye ise eyvallahı olmayan kadınlar daha yakın duruyorlar.

Hani; Dik duruş…….dik duruş diye tekrarlanıp durulan bir komut varya…..

Her ne kadar iktidar gücünün karşısında “ esas duruş “ gibi algılansa da…..

O duruş gerçekte……Kendi doğrularınızı savunurken biraz da diklenmektir, diklenmekse

Efendisi olmayan kadınlar için bir “ meşru müdafa halidir”