Kısa mesafeli, küçük otobüslerle yaptığım yolculuklardan birinde yaşadığım olay, insanın doğasını, yüzüme indirilmiş bir şamar gibi birkez daha hatırlattı bana. İlgilenenler ve anlamak isteyenler için işte şamar etkisi hikayem:
Yolculardan biri akar yakıt istasyonun bulunduğu yerde inmek ister. Otobüs yolcuyu indirmek üzere durduğunda ise ikinci sıradaki koltukta oturan, orta ayaşlarda, taşralı bir erkek soföre “bekle de iki ekmek alıp geleyim” diye en doğal haliyle seslenir. Şoför şaşkınlık içinde otobüsü bekletirken, taşralı adam aceleyle istasyon marketinden ekmeklerini alıp gelir. Dudağımda beliren tebessümle birlikte, otobüsteki yolcuların tepkileri karşısında şaşkınlık içinde kalmam bir oldu. Neydi bu tepkiler ve asıl soru nedendi?
Yanıbaşımda oturan, türbanlı, toplumun iyilik ve yardımseverlik örneği, şişirilmiş özgüveniyle çağdaş dindar bir hanımın olay karşısında kendini tutma gereği duymadığı kıkırdamaları durumun komikliğini vugularken, aynı hanımın şoföre “bırak gitsin” demesi de “KÖYLÜ” adamın korunmaya muhtaç cehaletini gösterir gibiydi. Diğer koltukta genç ve rahat kadının şoförün durmasıyla zaten geç kalınan varış noktasının 5 dakika daha uzatılması karşısında verdiği sert tepki “KÖYLÜ” adamın düzen bozucu varlığından rahatsızlık duyulduğunu vurgulayıcıydı. Şoför ise, birbirinden farklı isteklere sahip yolcuları memnun etmenin imkansızlığı karşısında ter dökerken, bir yandan da zamanı belirli varış noktasına yetişebilmenin telaşı içindeydi.
Şoför, mesafeler arasında dakikaları kovalamakla meşgul ve memurdu. Modern yaşamın getirdiği “zaman köleliği”ne mahkumdu. Zamanında yola çıkış, zamanında varış...”KÖYLÜ” adam kadar zamanı kontrol etme özgürlüğüne sahip değildi. Tıpkı şoför gibi yanımdaki bayanda eminim ki bir zaman kölesiydi.Korumaya almaya çalıştığı “KÖYLÜ” kadar zamanın karşısında özgür ve doğal değildi. Ve yönlendirilmiş beyni, dalga geçtiği “KÖYLÜ” adamın, belki de asıl varlık nedenini kendisinden daha iyi kavramış olabileceğini ve insan olarak eşit olduklarını anayamayacak kadar sığdı. Genç bayan ise, kendi hayatıyla meşguldü zaten.O ” KÖYLÜ” adamın bir yolcu otobüsünü durdurabilecek özgürlüğüne sahip değildi.
Acınılası, cahil, düzen ve sinir bozucu “KÖYLÜ” adam her birimize neden-niçin var olduğumuzu ve aslında neden-niçin yaşamamız gerektiğini hatırlatması gerekirken, tepkilerimiz acizliğimizin farkına varamadığımızı gösteriyordu.
Bu taşra adamı, özgürlüğü, özgüveni, doğallığı ve aldığı iki ekmeğiyle, biz “MODERN KÖLELER”in amacımızdan uzak, yaradılışımızdan-varoluşumuzdan uzak, sıkıştırılmış ve her hareketimizin birileri tarafından kontrol edildiği bir sistem tarafından yönlendirilmiş olduğumuzu bir tokat gibi hatırlattı işte...