Deniz Baykal'lı gündem haberlerinin sanırım hepimiz takipçisiyiz. “Komplo” ya da gerçek fark etmez. Bu yaşanan çirkin olay sadece Türk siyasetinin kirliliğini değil, kültürümüzdeki ahlak ve mahrem kavramlarının da ne denli bozulduğunu gözler önüne seriyor.
Baykal'ın uygulamış olduğu siyaset kişiden kişiye değişecek yorumlara açıktır. Bana kalırsa koltuğunu çoktan terk edip gitmesi gereken sayın siyasetçimizin, bu olay sonucunda istifa etmek zorunda kalması sadece ailesi ya da CHP için üzücü bir olay olarak kalmamış, Türkiye açısından da bozulan siyasetimizin ve toplumsal yapımızın imajı açısından da kötü etkilere sebep olmuştur.
Baykal'ın istifası sonrasında CHP camiasının deryalaşan gözyaşları ne Baykal'ı geri getirecek ne de Baykal sayesinde sahip oldukları mevkilerini garantide tutacak. Komplo hikayesine CHP'li siyasetçiler sözbirliği yapmışçasına odaklanmış durumdalar. Eşitlik ve demokrasinin “öncüleri” bu sefer politikalarında “ufak” bir değişiklik yaparak kadınlarını susturdular.
Evet CHP kadınları ya yas tutuyor ya da erkek egemenliği karşısında eğilerek, dizlerini kırıp oturuyorlar. Bu davranış partilerinin geleceği açısından ve bu çirkin “komplo”dan kurtulmak için şart. Kimse Baykal'ın eşinin durumunu merak etmek zahmetinde bulunmuyor. Ve Nesrin Baytok'un ailesi hakkında duyarlılık göstermek CHP aleyhine olacağı düşünülüyor. Aslında düşünmeye de gerek yok, hem Baykal'ın hem de Baytok'un eşleri “komplo”ya kurban edilen siyasetçilerimizin yanlarındalar. Bize sadece siyasetimizin kirlenmiş yüzünü ve toplumsal değerlerimizin değişmekte olan taraflarını düşünmek kalıyor.
Bu olay aslında; erkek egemen toplumun “erkek aklıyla” “erkekçe” işleyen siyasal sisteminin kadınlar üzerinde uygalaya geldiği komplonun en görünen halidir. Kadınların egemen olduğu bir dünya nasıl olurdu bilinmez fakat erkeklerin bu gücü kötüye kullandıkları açıkça ortada.
Kadının ve erkeğin eşit olduğu bir dünyada, eşit haklarla, yalnızca insan için değil aynı zamanda diğer canlıların ve doğa içinde adaletli bir sistem olması umuduyla...