Ya şimdi gel… Ya da yağan her yağmur damlalarında sanan dokunmama izin ver…
Buralarda yağmur var bugünlerde…
Şimşekler çakıyor… Gök gürlüyor…
Yağmur olanca hırsını çıkarır gibi kuvvetle damlaları söküp atıyor bedeninden.
Bulutlar kızgın…
Buruşturmuş suratını dudakları bükülmüş ağlıyor huysuzca. Bir tek o yanımda şimdi… Herkes gibi seninde bırakıp gittiğinden beri yalnızca o yanı başımda.
Bazen saklıyoruz damlaları göstermiyoruz kimselere. Öyle zamanlarda kalbimde taşıyorum su parçacıklarını. O zaman canım yanıyor biraz ama olsun kalbime saplanan her damla senden parça nede olsa bana.
Gittiğinden beri tuhafım. Serzenişlerim kendimle.. Bu kez suskunum. Yerime konuşan yağmur… Bana seni hatırlattıkça, seni bana daha çok bağlıyor. Hangi su kavurur bedeni böylesine… Her bir damla ateş gibi saplanırken kalbime gücüm kalmadı artık sana bile verecek mücadelemde.
Aslında hep aynı duygular. Tanıdık fazlasıyla. Yaşananlar daima aynıyken yaşayanlar değişip duruyor. Tecrübemde var hani. Yaşarsın biter. Ama bu kez kendimle mücadelem dedim ya. İlk defa kendimi tanıyamamakla karşı karşıya kaldım.
Dondum ilk kez böyle.
Ne bir şey hissedecek his, ne kaldıracak güç, ne de anlayabilecek akıl var şimdi bende.
İlk kez evet dedim şimdi… Şimdi mutlu olma zamanı… Kollarını açıp iki yana yağmura karşı yapılacak bir zafer yürüyüşü.
Olmadı…
Bir kez daha avuçlarımda sıkıştırdım kalbimi.
Bu kez farklıydı. Bu kez can yaktı hepsinden çok. Her zaman bulabildiğim bir kapım vardı benim. Hemen değil ama bir süre kalsam da içerde, sonunda kulpunu bulurdum o kapının.
Dediğim gibi aslında hep aynıydı yaşananlar.
Bu kez değil…
Bu kez ben aynı olmasını istemiyorum. Geçmesini istemiyorum. Bu kez iliştirdim yüreğime belki bulursun diye kırdım tüm kulplarını kapıların, çıkama diye.
Şimdi eğer oradan çıkmaksa niyetin… Bende tahammül yok…
Ya şimdi gel… Ya da yağan her yağmur damlalarında sana dokunmama izin ver…