Hep bir adım daha öteye gitme öğretildi bize. Henüz küçük bir çocukken hem de. Önce anne, baba diyecektik. Ardından emekleme… Ve ilk adımımız… İlk başta bir köşe kapmaca oyununda bulduk kendimizi. Sonra sokaklarda oynadığımız bilyeler gibi öğrendiklerimizi sımsıkı tuttuk avuçlarımızda. Bir baktık tuttular kolumuzdan, yakamıza kurdeleyi ilikleyecekleri zaman, bir sonrası diyeceğimiz ilköğrenim hayatımıza sürüklediler. Önümüze sunulan şekillerle tanıştırıldık bir daha asla kopamadık onlardan. Onları okuduk, onlarla yazdık. Adına bayram dediğimiz ilköğrenim sonu kutlamamızı yaptık. Sıra ortaokula gelindiğinde, 3 yıl süren bu öğrenim devresinde küçük küçük parçalar halinde oluşan tecrübelerimizi de cebimize koyup bir sonrası için adım attık. İlk en özel sırların paylaşıldığı, duyguların zirve yaptığı gençliğin en toy zamanları lise yıllarında sıra… Hayatımızın en renkli, en mutlu, en mutsuz, en umutsuz, en istekli, en heyecanlı kısaca en neyi varsa yaşadığımız bu zamanda bir yandan yeni bir sonramıza doğru ilerledik. Ve tamamlanmış bir geçmişin yeni başlayacak bir gelecekle birleştiği aşamaya geldik. Üniversite… İçinde bir ömrün geçmişi ve geleceğini harmanlayıp bizi ortaya çıkaran süreç… Çabalayıp durduk hep bir sonrası için. Fakat birden sendeledi ileriye istikrarlı adımlar atan ayaklarımız. Çünkü bu kez iş değişti. İlk günden bu yana bize sürekli yapmamız gerekenleri söyleyip duranlar yok oldu. Artık direklere dayanmadan duvarlara yaslanmadan yürümeyi öğrendik. Kendimizi ifade etmek isterken kuruyan dilimizde toplanmış o acı tadı öğrendik. Bugüne kadar baktık dediğimiz gözlerimizle görmeyi öğrendik. İnsanlar tanımayı değil, insanları tanımayı, öğrendik. Hıçkıra hıçkıra ağlarken duvar diplerinde biz, gözyaşı döktüklerimizin kahkahalar atabileceğini öğrendik. Cebimize doluşturduğumuz o küçük parçalardan oluşan tecrübenin bir sonrası için yazılacak senaryoda kalemi bize tutturacağını öğrendik. Adım attık, yürüdük, koştuk... Her şey olağan akışında sürüp giderken, tüm köşelerin kapıldığı bir oyunun içinde çırpındığımızı gördük. Avuçlarımızı açtık, ceplerimizi boşalttık. Bir önce bir sonra derken şuan da yapabileceklerimizi kaçırdık. Ve nihayet anladık bir sonrasının altına sıkışıp kalan şuanı bilmenin bir sonrası için temel olacağını.