Tahminen 1193-1213 yılları arasında yaşadığı düşünülen Şeyh Sadi Şirazi'in sözlerinden sadece biridir. O dönemlerde dahi, şimdiki dönemimizi çağrıştıran kurt ve kuzuların varlığı şaşırtıcı geliyor insana: Düşünemeyen insanlar topluluğu (kuzular) ve bu toplulukları güden düşünce sahipleri (kurtlar). Anlaşılan o ki temel toplumsal yapılarda eski zamanlarda da pek bir farklılık yokmuş. Şimdi ki gibi aile büyükleri, çocuklarını duyarlı ve bilinçli yetiştirmekten korkmuş ve Şeyh Sadi bu cümleyi sarf etmek zorunda kalmış.
Zaman geçtikçe "modernleşen" toplumları, eski toplumsal yapılarla bir tutmama karşı gelebilirsiniz elbette. Fakat ben; teknolojiyle gelen yeniliklerin ve ihtişamlı görünüşleriyle devasa gökdelenlerin, birbirinden güzel kentsel yapıların, daha modern kıyafetlerin, kozmetik çılgınlığıyla taş bebeklere dönen kadınların ve hatta metro seksüel erkeklerin; bunların hiçbirinin, altın semer vurulmuş eşeği "eşşek" yapmaktan çıkarabileceğini düşünmüyorum. İnsan her dönemde insandır, şeklimiz ve şemalimiz bizi insanlığın aciz vasıflarından sıyıramayacaktır.
Konuşmak, görmek ve duymak... Bu eylemlerin üçü de tarihten günümüze insan için tehlike unsuru içermiştir. Konuşuyor, görüyor ve duyuyorsan "biliyor"sundur. Biliyorsan "düşünüyor" sundur. Düşünüyorsan da "üretiyor"sundur. Üretkenliğin nesi kötü demeyin. Bizi güden insanların oluşturdukları sistem için, güdülen koyunların üretmesi tehlikedir. Üretebiliyorsan, yaşadığın sistemi sorgulamışsın, adaleti, hukuku tartmışsın ve kendi haklarının bilincine varmışsındır. Bu algılayışın sonucunda da eyleme geçme ihtiyacı duyarsın. İşte bu eylem aşaması, sistem ve sistemi oluşturan kişiler için tehlike alarmlarının çaldığı noktadır. Suikastlar, kaza süsü verilmiş ölümler, ya da apaçık, iç-dış destekli faili meçhul cinayetler... Bu tür ölümler; düşünen, üreten ve eyleme geçen insanların kaderleri olmuştur. Bu yüzdendir ki anne ve babalar için, çocuklarının üç maymunu oynamaları, onlara daha güvenli bir hayat sağlayacaktır. Ve tabi ki kendilerine de daha endişesiz ve problemsiz bir yaşam.
Yani bir sonuç çıkartmamız gerekirse; her dönemde insanlık problemleri aynı. Çağımızın sorunu sandığımız şeyler aslında birer "insanlık" problemi. Anlaşılan insanoğlu var olduğu sürece; hem kendi türüne hem de tabiata nefes aldırmamak konusunda ısrarlı davranacak.
Saygı ve sevgilerimle...