Muhtarlar yapmış olduğu açıklamalarda, “Hayvancılık bitti. Çobanın dağa çıkması yasak, keçiyi otlatmak yasak ettiler. Hayvancılık bitti, şu an halkın yiyeceği et yok. Şimdi de HES projeleri ile dağlardan sonra derelere ve suya sahip olunuyor. Bu yerler çevrilecek ve köylüye yasak edilecektir. Suyu kullanma hakkı çiftçinindir, suya sahip olmak istenen bu projelerin arkasında hükümet ve dış güçler vardır. Tanımadığımız insanlar köylerimize geliyorlar ve sözleşme imzalatmak istiyorlar” dediler.
Platform Sözcüsü Uğur Çaçaron da açıklamasında, “Elimizdeki resmi bilgilere göre, Eşen Çayı üzerinde 9 adet, yan dereler üzerinde 3 adet, Kargı Çayı üzerinde 1 adet hidroelektrik santral (HES) çalışması var. Bilindiği gibi Fethiye yakınında Mendos Dağı eteklerinde bir adet HES çalışıyor. Bu hesaba göre Fethiye ilçe sınırları içinde biri faal halde, 13 tanesi yapılmaya çalışılan toplam 14 hidroelektrik santral görülüyor. Ek projelerle artırılması mümkün” diye konuştu.
“Suyun kullanım hakkının 49 yıllığına özel şirketlere verilerek HES kurulması sakıncalıdır. Gelecekte su elektrikten daha önemli olacaktır” diyen Uğur Çaçaron, “Bir şirketin kâr etmesine karşılık geniş bir toplum kesimi zarar görecektir. Projelerin uygulanması sırası ve sonrasında suyun akış düzeni bozulacak, ormanlar ve doğal çevre zarar görecektir. Geniş tarım alanları oluşacak göletler ve taşkınların etkisinin artması sonucu zarar görecektir. Özellikle Eşen Çayı çevresinde doğal ve toplumsal dengelerin bozulması sonucu tarım ve turizmden geçimini sağlayan çok sayıda yurttaşımız olumsuz etkilenecektir. Su tüm canlıların ortak hayat kaynağıdır ve yerine konacak başka hiçbir şey yoktur; ticari mal olarak görülmemelidir. Su en temel insan hakkıdır” şeklinde açıklamalarda bulundu.