Basında sansürün kaldırılışının 102. yıldönümü olan 24 Temmuz 2010 tarihi tüm yurtta basın bayramı olarak kutlanıyor. Biz de Fethiye Haber Ajansı olarak tüm meslektaşlarımızın bu gününü kutluyoruz. Bayram olmasına rağmen günlerini ellerinde fotoğraf makinası veya kamera ile haber kovalayarak geçiren Fethiyeli gazetecilerin ne büyük bir iş yaptığının tüm insanlar tarafından bilinmesini istiyoruz.
Fethiye'de gazetecilik yapmak öyle sanıldığı gibi kolay değil. Gazeteci yangına itfaiyeciden önce girer, kaza yerine polisten önce girer, olası bir kavgada polisin dahi önünde yer alır. Eğlenirken, açılış yaparken veya canı televizyon ve gazetelerde görünmek istediğinde gazetecileri ayakta karşılayanların aynı tepkiyi olumsuz bir haberde göstermediklerini görüyoruz. Geçtiğimiz hafta yaşanan elim olayda bunu çok bariz olarak gördük. Devletin üst düzey yöneticileri gazetecileri bir düşmanmış gibi görüp gösterdiği tepkileri sitemizden takip ettiniz.
Fethiye Haber Ajansı editörü Fatih Yılmaz, Fethiye'de basının bulunduğu yeri ve verilen değeri şu ifadelerle anlatıyor:
Keşke Fethiye halkı özellikle de yöneticilerimiz basına gerekli önemi gsterseler. Diyorum Ama. Yöneticiler bırakın basını anlamayı bu özel günlerinde bir kısa kutlama mesajı yayınlamayı bile akıllarına getiremiyorlar. Sayın Kaymakamımız, siyasi parti temsilcileri, odalar, dernekler, emniyet temsilcileri, jandarma komutanımız 2 satırlık bir yazıyla keşke bu günü kutlama inceliğini gösterselerdi. Sadece Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, haırlıyor bu günü. Hemen her yıl basın kuruluşlarının hepsine çiçek göndererek kutluyor. Behçet Saatci bu günü. Başkana Fethiye'deki basın temsilcilikleri adına teşekkür ediyor ve hatırlamayanları pazartesi günü de basını unutmalarını tavsiye ediyorum.
Ama sanmayın ki bu mesajlar gelmedi diye medya susacak ve çalışmayı bırakacak. Şunu unutmamak gerekir ki, basın mensupları birer kamu emekçileridir.
Buradan Fethiye'deki bütün herkese sesleniyorum. Basın mansupları ne kimsenin değenekcisi nede kimsenin şamar oğlanıdır. Herkes bilsin ki Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 25, 26 ve 28. maddelerinde ülkemizde basın özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Öyle canı sıkıldığı zaman basına hakaret eden onu azarlayanların bu maddeyi unutmamasını istiyor ve yeniden Basında Sansürün kaldırılışının 102.'nci yılını kutluyorum...
VALİ ŞAHİN KUTLAMA YAYINLADI
Öte yandan konuyla ilgli bir kutlama mesajı yayınlayan Muğla Valisi Fatih Şahin tüm basın mensuplarının gününü kutladı. " Toplumun ihtiyaç duyduğu konularda bilgi edinme ihtiyacını karşılayan ve ülke yararına kamuoyu oluşturan basın mensupları için, bu görevlerini en verimli bir şekilde yerine getirmelerinde, basın özgürlüğü hayati önem taşımaktadır. "diyen Şahin, şöyle konuştu: "Basın özgürlüğünün var olabilmesi, demokrasinin sağlıklı işleyebilmesi, düşünce ve fikir özgürlüğünün toplumun bütün kesimlerince yaşanabilmesi ve, basının haber almasında ve yayınlayabilmesinde önündeki engellerin kaldırılmasıyla gerekmektedir. Turizmde ülkemizin “Odak Noktası” konumundaki İlimiz genelinde, 22 radyo, 8 televizyon ve 37’si günlük olmak üzere, toplam 78 yerel gazete, görevlerini ve sorumluluklarını bu çerçevede yerine getirmektedirler. Başta turizm olmak üzere, diğer tüm sektörlerin başarıya ulaşmasında ve bu başarının ülkemiz ekonomisine yansımasında, basınımızın yerine getirmekte olduğu hizmetlerin ve duyarlılığın büyük payı olduğuna inanıyorum. Zor koşullarda büyük özveriyle görevlerini yerine getirmekte olan yerel ve yaygın basın mensuplarının “24 Temmuz Basın Bayramları”nı içtenlikle kutluyor, sağlık, mutluluk ve başarılar temenni ediyorum.
NEDİR BU 24 TEMMUZ
1908’in yaz ayları 2. Abdülhamit için zor geçiyordu.. Selanik’ten yayılan İttihatçı isyanını ne Şemsi Paşa bastırabilmişti ne Müşir Osman Paşa. Binbaşı Enver Bey ve adamları dağlardaydı..
Ayaklanmanın 40. gününde Abdülhamit geri adım attı.. Bir başka açıdan da ileriye doğru atılmış bir adımdı bu: 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyet ilan edildi.
Osmanlı Matbuat Cemiyeti adıyla örgütlenmiş gazetecilerin büyük bölümü meşrutiyeti sevinçle karşıladılar. Sansürün karşısına dikilebileceklerdi artık. 1876’dan kalma sansür kararnamesini uygulatmayacaklardı. Yani sansür memurları yayından önce gazeteleri kontrol edemeyecekti..
Meşrutiyetin ilan edildiği günün gecesinde İKdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendiler, gazete provalarını görmek için gelen sansür memurlarını aynı sözlerle geri çevirdiler: gazeteler hürdür, sansür yasaktır.
25 Temmuz 1908 sabahı dağıtılan gazeteler farklıydı artık. Uzun yılların ardından ilk kez sansür memurlarının değil gazetecilerin tercihlerine göre basılmışlardı. Özgürce yayımlanan gazetelere halkın ilgisi de büyük oldu. Bazı gazeteler satışlarını 2 binlerden 5 binler düzeyine çıkardı. Fiyatı 10 kuruş olan İkdam karaborsada yarım liraya ktadar alıcı bulabildi. Bir ay içinde 200 yeni gazete için yayın hakkı alındı.
24 Temmuz bir anlamda gerçek gazeteciliğin patlama yaptığı gündü. Bu nedenle 24 Temmuz Cumhuriyet Dönemi’nde Türk basınından sansürün kaldırılması ve basın bayramı olarak ilan edildi. Daha sonra kutlamalar “geleneksel gazeteciler günü” adı altında yapılmaya başlandı.
Türkiye’deki basın kuruluşları zaman zaman 24 Temmuz 1908 öncesini hatırlatan dönemlerden geçtiler ama 24 Temmuz simge olarak önemini hiç kaybetmedi.

